Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında 15.30’da toplandı. Kritik toplantı 3 saat 15 sürdü. Cumhurbaşkanı Erdoğan toplantının ardından açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“Deprem anından itibaren Bakanlarımız, AFAD, UMKE, Kızılay, TOKİ ve ilgili tüm kurumlarımıza sahadaydık. İzmirli kardeşlerimizin neye ihtiyacı varsa hepsini karşıladık. Evleri yıkılan vatandaşlarımızı bir an önce yeni yuvalarına kavuşturmak için harekete geçtik. Elazığ ve Malatya’da olduğu gibi hızlı bir şekilde hızlı tespit çalışmalarımızı tamamladık.

DEPREMZEDELERE KONUT MÜJDESİ

İzmir’de de aynı hızla konutlarımızı inşa ettik. İzmir tarihinin en büyük kentsel dönüşümü, deprem dönüşüm çalışmalarını yürüttü. Hazırlıkları hızla tamamlayarak vatandaşlarımıza birer yuva olacak temelleri attık. Bayraklı’nın üç mahallesindeki toplam büyüklüğü 75 bin metrekareyi bulan yatırım bedeli 750 milyon lira olan inşaat yaptık.

İnşallah bu konut ve dükkanları 26 Kasım’da, yani önümüzdeki cuma günü vatandaşlarımıza bizzat teslim edeceğiz.

Bayraklı’da 3 milyon 800 bin metrekare büyüklüğündeki rezerv alanda depremzedeler için 3 bin 649 konut yapıyoruz. Bu alanın ilk etabında inşa edilen 397 konutumuzu inşallah yılbaşında tamamlayacağız. Kalan konutların inşasını da etaplar halinde en kısa sürede bitireceğiz.

İzmir’de inşa ettiğimiz konutlarımızı ilk 24 ayı ödemesiz, 216 ayı ödemeli olmak üzere 20 yıl vadeyle vatandaşlarımıza takdim edeceğiz. Aylık ödemeler 2+1 740 lira, 3+1 konutlarda 1020 liradan başlayacak. Maliyetinin çok altı fiyatlarla ev sahibi yapıyoruz. 19 yıl boyunca verdiğimiz sözleri tuttuysak hamdolsun İzmir’de de bir sözümüzü yerine getirmenin mutluluğunu yaşıyoruz.

CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ AÇIKLAMASI

Türkiye geçtiğimiz 19 yılda demokraside ve kalkınmada çok büyük bir değişim yaşamıştır. Bu değişimin etkilerini insanlarımızın günlük haklarından, ülkemizin uluslararası konumuna kadar her yerde görmek mümkündür. Atılan her adımın gerisinde verilen büyük mücadele ve yapılan fedakârlıklar vardır. Çok partili siyasi hayatına geçtikten sonra tek parti faşizminden beklenen, vesayeti güçlendirmek isteyenler hep olmuştur.

Kimi zaman ekonomi, siyasi kriz kimi zaman darbelerle milletimizin üstüne ağır yük bindiren bu sistemin ekonomik boyutları vardır. Yıllarca borçlanmak zorunda olan bir ülke olduk. Parlamenter sistemde hiçbir hükümetin bu şantaja karşı durabilecek gücü olamadığımız için ülkemiz siyasi istikrarsızlık batağına mahkum edilmiştir. Bilhassa Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sayesinde bu mücadeleyi verebilecek azme ve imkana kavuştuk.

‘KURDAKİ REKABET GÜCÜ, YATIRIMDA VE ÜRETİMDE ARTIŞA YOL AÇAR”

Yükselen enflasyon veya fiyat artışlarıyla sonuçlan ekonomik sıkıntılar elbette vardır. Fiyatlardaki düzenli artışı ifade eden enflasyonun olduğu yerde yatırım olmayacağı, üretim azalacağı, istihdam düşeceği için dengeler bozulur. Kurdaki yükselişe bağlı olarak kimi ürünlerdeki fiyat artışı yatırım, üretim, istihdamı etkilemez. Tam tersine kurdaki rekabet gücü yatırımda, üretimde, istihdamda artışa yol açar. Ülkemizdeki durum tam da budur.

Küresel ekonomi yeni sınamalar karşısında ciddi bocalama içindedir. Düşük faiz, dolar çılgınlığı 2008 kriziyle ortaya çıktı. Küresel ekonomideki handikaplar aşılabilmiş değildir. Hizmetler sektöründe salgın döneminde yaşanan çöküşün, imalat sanayinde duraksamaya yol açmasıyla karşı karşıya kaldık. Araştırmalar, Amerika’daki şirketlerin yüzde 17’sinin aldıkları kredilerin faizini bile ödemeyecek durumda olduğunu gösteriyor.

Dünya borsalarındaki şişkinlik, basılan fazla paranın kendisine gidecek yer bulamamasından kaynaklanıyor. Gelişmiş ülke ekonomiler ciddi enflasyon rakamları ile karşı karşıya kalmıştır. Alınan tedbirlerle üretici enflasyonu rakamlarının tüketici enflasyonu rakamlarına kısmen yansımış olması küresel ekonominin önündeki hayati sorunları ortadan kaldırmıyor.

Küresel ekonomide radikal değişiklikler olmadığı sürece faiz artırımına gitmeleri zor gözüküyor. AB tarafında parasal gelişmeye devam etme, faiz artırımından uzak durma yaklaşımı hakimdir. Çin’in de parasının değerini düşük tutmayı sürdüreceği anlaşılıyor. Karşımızdaki bu tablo bizi bir tercihe zorlamıştır. Ya ülkemizde eskiden beri hakim olan anlayışı sürdürerek, yatırım, üretim, büyüme ve istihdamdan vazgeçecektik, ya da kendi önceliklerimize göre yolumuza devam ederek tarihi bir mücadeleyi göze alacaktık. Türkiye ilk defa kendi ihtiyaçlarına bir politikayı izlemeyi tercih etmiştir.

Ülkemizi denklemin dışına itmek için kur ve faiz üzerinden oynadıkları oyunu görüyoruz. Biz aynı oyunu terör örgütleri ile mücadelemizde gördük, karşı atağımızı yaptık ve başardık. Aynı oyunları darbe girişiminde gördük, milletimizle beraber direndik ve başardık. Güçlü bir duruş sergileyerek girdiğimiz her mücadeleden anlımızın akıyla çıktık. Milletimizi bu ekonomik kurtuluş savaşından da zaferle çıkaracağız.

Politika faizinin düşük tutulmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Kurun piyasadaki hareketlerini takipte özellikle kararlıyız. Kurdaki yükselişi bahane ederek hiçbir mantıklı izahı olmayan fahiş fiyat artışı yapanlara göz açtırmayacağız, hepsinin tepesine bineceğiz.

FAİZ MESAJI

Politika faizinin düşük tutulmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Kurun piyasadaki hareketlerini takipte özellikle kararlıyız. Kurdaki yükselişi bahane ederek hiçbir mantıklı izahı olmayan fahiş fiyat artışı yapanlara göz açtırmayacağız, hepsinin tepesine bineceğiz.

İşsizlik sigortası ve bireysel emeklilik sistemi gibi uygulamalarla uzun vadeli yatırımlar getirdik. Kur üzerindne kumar oynanmasını engelledik. Bugün ülkemizde geçmişten farklı olarak bireylerin döviz borcu değil, bankalarda ve yastık altında ciddi döviz varlığı vardır. Kaydadeğer döviz borcu olan şirketimiz de yoktur.

Dünyanın bizden örnek aldığı yap, işlet, devret modeli sayesinde devam eden büyük projelerde kamu finansmanına yük getirmiyoruz. Savunma Sanayiimiz ülkemizin en önemli gelir kalemlerinden biri haline dönüşüyor.

Faiz sebeptir, enflasyon neticedir. Bu tespitimiz ülkemizin bugüne kadar yaşadıklarından çıkardığımız derslere bağlıdır. Yeni küresel sistem arayışları ve ülkemizin sahip olduğu güçlü alt yapı böyle bir mücadele için bize uygun bir zemin sağlamaktadır. Ülkemizin ve milletimizin ekonomik kurtuluşu için böyle davranmamız, bu mücadeleyi vermememiz gerekiyor.

İnşallah önümüzdeki aylardan itibaren bu politikanın insanların günlük hayatında olumlu yansımalarını görmeye başlayacağız.

Salgına karşı tedbiri elden bırakmamamız gerekiyor. Biraz daha dikkatli, özenli davranmaya ihtiyacımız var. Aşı olmayanlar lütfen aşılarını olsunlar.

Ayrıntılar geliyor…

Bir Yeni Şafak haberine göre bildirildi.

About Post Author

HaberSeçimiNet sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin