Site icon HaberSeçimiNet

Aileler ve çocuklar ‘dijital ayak iz’ini öğrenmeli

Son 1 yıldır içinde bulunduğumuz pandemi dönemi nedeniyle dijital dünyaya esir olmak zorunda kalan çocuklarımız ve bizlerin bu dengeyi hangi noktalarda kurmamız gerektiği konusu Florya Uğur Koleji Veli Gelişim Akademisi’nde masaya yatırıldı.

Çocuklar günün yaklaşık 6-8 saatini dersleri nedeniyle çevrimiçi olarak geçirmek durumunda kalırken, oyun ve TV gibi ekran saatleri de eklenince bu süreler oldukça uzuyor. Bazı aileler bu zorunluluk altında fazlasıyla ezilirken, bazıları ise çocuklarını ekranlara kaptırarak yanında birçok problemle baş etmek zorunda kalıyorlar.

Oyuna ekran sınırı getirmek önemli

Bunun bir dengesi olması gerektiğinin altını çizen Dr. Öğretim Üyesi Elif Posos Devrani, zorunluluk ve sorumluluk sınıfına giren eğitim süreçleri için harcanan online zaman için ailelerin esnek olabileceklerini ve normal bir süreç geçirmediklerini hatırlamalarını öğütledi. Buna ek olarak, oyun amacıyla ek olarak ekran başında geçirecekleri sürenin ise bir sınırı olması gerektiğini belirten Devrani, kırmızı çizginin uyku saatleri, ders saatleri, yemek saatleri gibi süreçleri sekteye uğratmamak olduğunu ekledi.

Devrani: Süre konusunda rahat olun, şu süreçte zamandan çok içerik önemli

Ekranda geçirilen sürenin yanı sıra maruz kalınan içeriğin de en az süre kadar belirleyici olduğunu ve ebeveynler tarafından mutlaka denetlenmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Çünkü dijital dünyadaki çocuklar, eğer dikkat etmezsek evde bile güvende değil. Telefonda, tablette, bilgisayarda neler izlediklerini, hangi oyunları oynadıklarını, kimlerle iletişim halinde olduklarını bilmiyoruz.

Eğitim süresince ekran başında olsalar da en azından seçilmiş, okulun uygun gördüğü özel içeriklerle güvenli bir ortamda olan çocuklarımız, serbest zamanda izledikleri videolar, oyunlar ve çizgi filmlerde bile birçok zararlı içeriğe maruz kalabiliyor. Buna ek olarak birçok oyun içinde yer alan sohbet odaları, mesajlaşma eklentileri ve sosyal medya platformları ile izlemenin ötesinde bir tehlike ile karşı karşıya kalabiliyor.

Tüm bunlar için önlem almak tabiki mümkün. Öncelikle bunun temelinde ebeveynlerin de dijital ekran kullanımının dengede olması rol model olmak açısından önem taşıyor. Sonraki aşamada hem teknik olarak hem de gözlem olarak çocuklarının ekran kullanımlarının takip edilmesi geliyor.

Dijital ayak izinin önemini kavramalı

Ebeveynlerin çocuklarının takip ettiği kanalları, siteleri, fenomenleri tanıması, kimlerle mesajlaştığını bilmesi önem taşıyor. Tabi bu aşamada özellikle de çocuklar çok küçük değilse ebeveyn-çocuk iletişimi çok önemli, çünkü çocuğun güvensizlik olarak algılayabileceği ebeveyn ilgisi istenilenin tam tersi bir etki bırakabilir. Bu nedenle de çocukların başına bir şey geldiğinde veya üzüleceği bir durum yaşandığında saklamayı değil aile ile paylaşabileceğini düşüneceği bir iletişim ortamı sağlanması öneriliyor. Tüm risklerin farkında olmak, çocuğumuzu tanımak, güven sarsmadan ne yaptığını bilmek, takip etmek önem taşıyor. Çünkü yasaklamak kalıcı bir çözüm olmuyor. Yasaklamak yerine yönlendirmek daha çok işe yarıyor.

Son olarak da ailenin de çocuklarında dijital okuryazarlık konusunda donanımlı olması önem taşıyor. Dijital ayak izimizin bizi nelerle karşılaştırabileceği konusunda bilinçlenmek, sosyal medyada yaptığı paylaşımlarla hangi haklarından vazgeçtiğini öğrenmek bunun temelini oluşturuyor.

DEĞİL! Öğretmenler ‘dijital dadı’ değil!

Tüm bu noktalara dikkat etmek suretiyle ailelerin kendilerine ve çocuklarına yüklenmemeleri gerektiğini belirten Devrani, geçici olduğunu ve tüm çocukların benzer şartlarda olduğunu hatırlatıyor. Daha esnek ve anlayışlı olarak bu süreci her tarafın daha kolay atlatacağını söylüyor. Öğretmenler kadar ailelerin de bu sürecin bir parçası olduğunu unutmamak gerektiğini belirterek, öğretmenlerin “dijital dadı” olmadığını ve bu konuda velilerin farkındalığının arttırılması gerektiğini ekliyor. “Çocuğun tüm öğrenme sorumluluğunu üstüne alan ebeveynler de var, kendini tamamen sürecin dışında tutan ebeveynler de” diyen Devrani, denge kurmanın altını çiziyor.

2015 yılından beri Türk-Alman Üniversitesi Kültür ve Sosyal Bilimler Fakültesi Kültür ve İletişim Bilimleri bölümünde öğretim üyesi olarak görev alan Dr. Elif Posos Devrani, kültürlerarası iletişim, yeni medya ve kurumsal iletişim alanlarında çalışmalarına devam etmektedir.

Hibya Haber Ajansı

Exit mobile version