Yaklaşan Fed faiz artırımı beklentileri ve Rusya-Ukrayna jeopolitik riskleri arasında UST’ler, kazançlarını tersine çevirerek günü karışık kapattı. 2022 sonuna doğru daha az agresif Fed faiz artırımı patikasına yönelik beklentiler, bugünkü toplantı açıklamaları öncesinde ön planda.. Özellikle küresel görünüme dair son dönemdeki bulanıklaşma, beklentileri agresfi bir şekilde yükselten piyasaya aslında daha dost görünebilecek dengeli açıklama ve planlamaların olabileceği ihtimalini artırmaktadır. 2 yıllık tahvil getirisi, %1,01, 10 yıllık tahvil faizi ise %1,76 seviyesinde.

FOMC toplantısından beklentiler, önceden çok yüksek bir şekilde artırılmıştı. Dolayısıyla, aşırı agresif açıklamalar söz konusu olmadığı sürece, piyasanın baz beklentisi dahilinde kalacak bir tandans olumlu şekilde algılanabilir. Ana beklenti; Mart ayı için 25 baz puanlık artış belirtilecek, yıl içinde de toplam faiz artışı 4 adet olabilir. Temel olgu, faiz artırımlarının ekonomiyi yavaşlatan bir etki yaratmaması. 2 ve 10 yıllık tahvil faiz spreadi, enflasyon beklentilerini kontrol etmedeki başarıyı göstermesi anlamında önemli. Enflasyon beklentileri de zirvelerinin çok altına düştü ve bu, petrol fiyatlarındaki yeni zirvelere rağmen gerçekleşti. Fed’in aşırı derecede agresif olmasını gerektirecek ilave bozulmalar görülmemekle beraber, IMF’nin küresel ekonomik görünümü daha zayıf ABD ve Çin büyümesine dayandırarak düşürmesi, artan aşağı yönlü ekonomik risklerin de değerlendirileceği daha az agresif bir patikaya işaret edebilir. 5 veya daha fazla faiz artışı, ya da 50 baz puanla faiz artışlarına başlama olasılığı büyüme dinamiklerine verebileceği sert geçiş etkisi nedeniyle ekstrem tarafta kalabilir. Fed, getiri eğrisindeki control amacıyla bilançoyu etkin bir şekilde kullanacaktır. Bilançonun ne kadar daralacağı ve UST-MBS azaltımının ne oranlarda gerçekleşeceği gibi sorulara yanıt arayacağız. Uzun vadeli UST satışları, MBS portföyünde agresyon ölçütü, doğrudan satışlar gibi olguları değerlendireceğiz.

Tahvil getirilerindeki ve spreadlerdeki tek sorun enflasyondan kaynaklanmamakta, aynı zamanda son dönemdeli jeopolitik risk algısının etkenleri ve küresel riskli varlık alokasyonunun tahvil piyasasındaki etkilerini gözlemleyebiliriz. 10 yıllıkların hareketi kritik olacaktır.

Lira, Ocak ortasından bu yana tutulan dar bir aralıkta sıkışıp kalmış durumda. Gelişmekte olan piyasalar, Fed toplantısı öncesinde baskı altında ve ABD-Rusya’nın Ukrayna üzerindeki gerilimi de hissiyatı zedeliyor. Türkiye’nin geniş reel getiri farkı, gelişmiş dünyanın merkez bankalarının enflasyonu sınırlamak için para politikasını sıkılaştırmaya hazırlandığı bir zamanda para birimi üzerinde baskı oluşturuyor.

Merkez bankasının 4 aydır süregelen gevşeme döngüsüne rağmen, piyasa bazlı faiz oranları ise yükseliş eğilimini sürdürüyor. Bir başka deyişle; Merkez bankası fonlamasıyla ilişkili faizler düşerken, piyasa ve banka bazlı faizler yükselmektedir. Bu da mevcut gevşeme politikasını sürdürülebilir bir zemine oturtmamakta ve amaçlanan finansal gevşeme olgusunu sağlamamaktadır

Türkiye’nin bozulan enflasyon görünümüyle birlikte yerel yatırımcılar enflasyona bağlı tahvillerde reel getirileri negatife itiyor. Hazine, altı yıllık TÜFE’ye endeksli tahvili eksi %2,57’lik reel bileşik getiri ile sattı. İkincil piyasada, TÜFE endeksli tahviller tüm vadeler için negatif getiri ile işlem görmektedir.

Kaynak Tera Yatırım

About Post Author

HaberSeçimiNet sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin