Site icon HaberSeçimiNet

Kaya: Obama dönemleri kayıp hanemize yazıldı

Malumunuz olduğu üzere 3 Kasım’da yapılan Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Başkanlık seçimleri gerçekleşti. Demokrat aday Joe Biden seçimleri kazandı ve belirlenen takvime göre de 20 Ocak’ta yemin ederek görevine başlayacak. Kampanya sürecinde yaşanan olağanüstü tartışmalar ABD için bir ilkti. Amerikan toplumu tarihte bu kadar kamplaşmış mı idi, ayrışma bu kadar zirve yapmış mı idi bilmiyorum. Ancak şurası artık çok net ki, Amerika bu seçim döneminden gerekli dersleri çıkaramazsa, bu durum ABD için hiç de iyi sonuçlar doğurmayacaktır.

2016 8 Kasım’da yapılan seçimlerle iş başına gelen Donald Trump’lı yıllar hem Türkiye-ABD ilişkileri açısından hem de ABD’nin dünyadaki konumu ile ilgili önemli sonuçlar doğurdu. En başta ifade etmek gerekir ki Türkiye-ABD ilişkileri salt kişisel yakınlıklar üzerinden yürüdü ve kayıp yıllar olarak tarihe geçti. İktidar yetkilileri ile Trump arasındaki bu yakınlık Türkiye’ye bir katkı sağlamadığı gibi hem bölgesel açıdan hem de ülke olarak önemli telafi edilmesi çok zor sonuçlara sebep oldu. Bu süre zarfında neler yaşandığına dair bazı gelişmeleri sizlere burada hatırlatmak istiyorum.

Bunca olanlara rağmen bu olaylar yaşanırken bizler iktidar yetkililerinden Trump iyi çevresi kötü şeklinde propagandalar duyduk. Hatta seçim döneminde iktidar adına TV’lerin tartışma programlarına katılanların birçoğu Trump lehine yaptıkları destek açıklamalarına muhatap olduk.

Diğer taraftan Küreselci ve Ulusalcıların meydan muharebesine dönen seçimlerin ardından hele de 6 Ocak’taki Kongre baskını ile ortaya çıkan manzara Demokrasi havarisi pozlarına bürünen Amerika için utanç sayfaları olarak tarihe geçti. Müdahale ettiği her yere demokrasi götürdüğü şeklinde propaganda yapan ABD’de, bu kongre baskını ile toplumsal kırılma fay hatları net bir şekilde gün yüzüne çıkmış oldu. Aslında 6 Ocak’ta yaşananlar bir anlamda Amerika için ikinci 11 Eylül anlamını taşıyordu. Dışarıya demokrasi götürmeyi hedefleyen ABD kan ve gözyaşından başka bir şey götürmemiştir. İçeride yaşananlar ise Amerika’daki toplumsal dinamikler arasındaki uçurumu ortaya çıkarmıştır.

20 Ocak’ta görevi devralacak olan Joe Biden da aslında Trump ’tan farklı olmayacak. Tek fark Türkiye’yi köşeye sıkıştırma girişimleri kurumlar üzerinden yürüyecek. Şayet Türkiye bu yeni dönemde doğru adımları atamazsa ABD ile yaşanan birçok kriz alanı varlığını üzerine ekleyerek devam edecek. Malumunuz olduğu üzere Biden Obama’nın yardımcılığını yaptı. Bölgemiz özellikle Obama döneminde bugünkü çıkmazların içine sokuldu. Biden da Büyük Ortadoğu Projesi’nin yılmaz bir savunucusu olarak biliniyor. Türkiye dikkatli olmadığı takdirde çok büyük hasarla karşı karşıya kalabilir. Trump ile kişisel yakınlıklar üzerinden yürüyen daha doğrusu yürüdüğü zannedilen ilişkiler Biden döneminde daha çok kurumsal boyutlarda yürüyeceğine dair genel bir kanaat var ve bizce bu şekilde olacağı da doğrudur.

Peki, bu dönemde Türkiye nasıl hareket etmeli, neler yapmalıdır?

 

Türkiye yalnızlaştıkça küresel güçlerin daha kolay yaptırımlarına maruz kalmaktadır. Türkiye sadece bölge ülkeleriyle değil, aynı zamanda bazı Avrupa ülkeleri ile de sorunlarını ortadan kaldırmayı hedeflemelidir.

Türkiye herkesle konuşmayı başarmalıdır ama hiç kimseye tek taraflı bağımlılık yanlışı içine düşmemelidir. Bu da kurumsal açıdan ilişkilerin geliştirilmesine bağlıdır.

Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz;

ABD Soğuk Savaş döneminin ardından 1991 Körfez Krizi’nden başlamak üzere, 1 Mart Tezkeresi sürecinde, Irak’ın işgalinde, Arap Baharı ile birlikte özellikle Suriye ve Libya’da, 15 Temmuz darbe girişiminde, Doğu Akdeniz’de, Filistin meselesinde yani Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren birçok alanda hep Türkiye’nin elini zayıflatmıştır. Bunun adına stratejik müttefiklik denemeyeceği çok açıktır. Türkiye ABD ile ilişkilerinde hep taviz veren, zarar gören konumuna itilmiştir. Bu basın açıklaması vesilesiyle buradan iktidara seslenmek istiyorum. Daha geriye gitmeden söyleyelim. Obama dönemleri kayıp hanemize yazıldı. Trump dönemi yukarıda ifade ettiğimiz gibi kayıplarla dolu geçti. Şimdi 20 Ocak’ta Joe Biden’lı dönem başlayacak. ABD’nin bölgemizdeki öteden beri gelen ayrıştırıcı, etnik ve mezhepsel temelli planlarıyla önümüzdeki 4 yılı daha kaybetmemek için bir şeyler yapılmalıdır. Bölgemizde haritaların yeniden çizilmesini engelleyecek adımlar atılmalıdır. Özellikle bu dönem bölgesel açıdan değişikliklere gebedir. Gün kurtarmaya çalışılmamalıdır. Yarın için hesaplar yapılmalıdır. Kişisel değil kurumsal diplomasi ile hareket edilmelidir.

Ayrıca iktidara bir kere daha uyarıda bulunmak istiyorum.

Sizin gibi düşünmeyen ama fikri olanların seslerine kulak verin. Her şeyi bizi biliriz yanlışından kurtulun. Bu ülke hepimizin. Dış politika popülizm kaldırmaz. Bugün sorumluluk sizde yarın bir başkasına geçebilir. Ancak ülkemizin menfaatleri ortak derdimiz olmalıdır. Bunlara zarar verecek yaklaşımları terk edin.

Basın açıklamamıza göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı sizlere teşekkür ediyorum. Ekranları başından bizleri takip eden vatandaşlarımıza sağlıklı, huzurlu, ekonomik açıdan feraha kavuştuğumuz günler diliyorum.

Hibya Haber Ajansı

Exit mobile version