Gündemdeki konuşması hakkında gazeteci Bülent Sahin Erdeğer’e konuşan Mustafa Öztürk’ün röportajını Independent Türkçe yayınlandı.
Roportajdan önemli bölümler şöyle:
“Tepkileri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’de son yıllarda yükseltilen bir hava var. Totalitarizmin toplumun tüm katmanlarınca sindirilmesi her kesimin kendisi gibi düşünmeyeni bastırmak için devletin kolluk kuvvetlerini, savcıları ve diğer kurumlarını müdahaleye çağırması… Bunu sosyal medyada organize linç kampanyalarıyla yapması, bu kötü ahlaksızlığın huy haline gelmesi maalesef. Atılsın, tutuklansın, susturulsun, yasaklansın, linç kampanyaları…
Bazı tarikat yapıları, dönem dönem yaptığım ilmi çalışmalara karşı karalama kampanyaları düzenliyor. Bunlar sistematik biçimde organize edilen, sözlerimin, konferans konuşmalarımın kırpılması, kitaplarımdan bazı satıların bağlamlarından kopartılarak çarpıtılması gibi taktikler. … Ben kitlesi olmayan sadece tek bir kişiden ibaret olan sadece fikir üreten bir akademisyenim. Düşüncelerimi delilleriyle beraber makale ve kitaplarımda ortaya koyuyorum.
Görüntülere ne diyorsunuz?
Bundan bir süre önce yine böyle bir itibarsızlaştırma kampanyası yükseltilmiş yine kellem istenmişti. Ben de bu kadar iftira ve gıybet ile ahlaki yozlaşma içinde olan bir ortamda bu mevzulara artık girmemeye karar vermiştim. Kimi dini yapıların insanların ailevi namuslarına kadar uzandığı, çocuk istismarlarının yaşandığı zamanlarda ağzını açmayan Diyanet bir de baktım bir akademisyen hakkında detaylı uzunca bir açıklama yayınlamıştı.
Bir kaşık suda kopartılan fırtına Kur’an vahyinin keyfiyeti konusuydu. Bu yüzyıllardır tartışılan üzerine birçok söz söylenmiş bir konu. Ben o konuyu Kur’an Dili ve Retoriği ve 2016’da Ankara Okulu Yayınları’ndan çıkan “Kur’an, Vahiy, Nüzul” adlı kitabımda detaylı biçimde izah ettim. O yüzden bu konuya yanlış anlaşılacağını bildiğimden uzun süredir girmiyorum ve gündemleştirmiyorum.
Peki sizin kapattığınız konuyu kim ya da kimler tekrar gündeme sokuyor?
Sanırım Karar gazetesinde son 2-3 aydır yayınlanan makalelerim organize kampanya düzenleyen yapıları rahatsız etmiş olacak ki yıllar önce bir dost meclisinde yaptığım 1,5 saatlik konuşmadan çekilmiş bir kaç dakikalık çekim tekrar servis edilmiş.
…Kurumsal dine dair, dini tartışmalara dair zaten uzun süredir susuyordum artık temelli susacağım. Sizin olsun dini polemikleriniz, alanda pay kapma çabalarınız, ayak oyunlarınız, kampanyalarınız, iktidar mücadeleleriniz… … Ne düşündüğüm derli toplu kitaplarımda yazıyor. Kur’an’a yönelik ilmi çabam da ‘İlahi Hitabın Tefsiri’nde ortaya konuyor. Çok merak eden oraya müracaat eder. Eleştirisi olan orayı eleştirir karşı çıkar cevap verir. Yıllar önce yapılan 1,5 saatlik bir konuşmadan 1,5 dakika kopartıp yıllar sonra onun üzerinden patırtı kopartıyorsa onun niyeti iyi değildir. Kur’an muhatabına hayattaki ayetlere, doğadaki ayetlere git bak diyor. Ama dindar gidip mushafın içine gömülüyor. Mushafı fetişleştiriyor. Mushafın içinde sıkışıp kalıyor. Ben de o konuşmada bu sıkışıp kalmaktan bahsediyorum. Ama uzunca anlatıyorum derdimi. Çeken ise insanların tek başına duyulduğunda tepki göstereceği kısmı kesip servis ediyor.
O patırtıyı beni işten attırmaksa işiniz de sizin olsun der giderim. Gidiyorum da. Rabbim ile baş başa kalır onunla dertleşirim. … Millet canıyla uğraşırken koronavirüs salgınıyla mücadele ederken ben böyle bir meseleyi güncel olarak gündeme getirsem, “kardeşim senin derdin ne niye bu konuları gündeme getiriyorsun” diye sorsanız haklı olursunuz. Ama birileri kasten bunu ısıtıp ısıtıp gündeme sokuşturuyorsa asıl bu örgütlü kötülüğü konuşmamız gerekir. Nasıl bir kin ki bu Kur’an üzerine birçok kitap yazmış, hayatı boyunca Kur’an ile meşgul olmuş birine Kur’an’a dil uzatıyor diye saldırılıyor, hedef gösteriliyor, ölüm tehditleri yollanıyor. Önceden hazırlanıldığı belli. Önce yıllar önceki bir kayıt tekrar servis ediliyor sonra troller organize biçimde Twitter’da hashtag açıyor. Sonra bir bakmışsınız Diyanet TV’ de hakkımda meğer program yayına hazırlanmış bile.
Dini talan edilecek dünyalık bir hazine olarak gördüler. Beni de rantlarına ortak sandılar oysa başından beri benim ne öyle bir niyetim ne de çabam yoktu. …”

