Site icon HaberSeçimiNet

Çocuğunuz ergenliğin hangi evresinde?

“Ergenlik” deyip geçiyoruz da ergenliğin de kendi içinde de ayrıldığını biliyor muyuz? Çocukluktan çıkıp yetişkinliğe doğru ilerlerken, hızlı bir bedensel, ruhsal ve sosyal değişimden geçerken farklı farklı evrelerden geçiyor. Tüm bu dönem boyunca çocuklar  genel olarak sinirli, aklı havada ve asi gibi görünse de aslında her evrede farklı değişimler ve dönüşümler yaşıyorlar.

 
Erken ergenlik ya da buluğ çağı denilen dönem, orta ergenlik ve son ergenlik ya da geç ergenlik dönemi olarak adlandırılan bu dönemleri kesin çizgilerle ayırmak, kesin yaşlar belirtmek pek mümkün değil. Ancak belli yaş aralıkları belirtmek mümkün elbette;
 

Clemson Üniversitesinde Akademik İlişkiler ve Araştırmalar dekan yardımcılığı görevini yürüten David E. Barett’ın konuyla ilgili yazdığı kitabın(1) tanıtım yazısında şöyle diyor Barett: “Öğretmenlik mesleğini seçen öğrencilerime verdiğim bir derste onlardan 11-13, 14-16 ve 17-19 yaşlarındaki hallerini, o dönemde onlar için önemli olan, bugünlerini etkileyen olayları hatırlamalarını istedim. 20 ile 40 yaş arasında öğrencilerin bulunduğu sınıfta verilen cevaplar genellikle benzerdi. Erken ergenlik döneminde genelde taşınma, okul değişimi, arkadaş değişimi gibi anılar öne çıkıyordu. Orta ergenlik döneminde kişisel başarılarını ve başarısızlıklarını hatırladılar. Geç ergenlik dönemi için ise toplumun değerlerine uygun örnekler verdiler. Bunun sebebi farklı evrelerde farklı duygusal evrelerden geçiyor olmalarıydı. Erken ergenlikte gencin asıl kaygısı ‘ait olma’dır. Orta ergenlik döneminde ‘özgün ve biricik’ olmak önem kazanır, geç ergenlikte ise ‘öz değer’.”
 
Barett’ın bu satırları bana şunu hatırlattı: gencin neler yaşadığını anlamak ve doğru desteği vermek istiyorsak onun fiziksel ve duygusal olarak nasıl süreçlerden geçtiğini bilmeliyiz. Koçluğu yaptığım öğrencilerle koç-öğrenci ilişkimizi bile, öğrencinin hangi evrede olduğu şekillendiriyor. 
 
Erken Ergenlik ya da “arkadaşlarım olmadan asla” dönemi
Duygusal özellikler:

 
Bilişsel gelişim:

 
Fiziksel değişim:

Biz nasıl davranmalıyız?
Mümkün olduğunca çatışmalardan kaçınmalı, mahremiyetine ve kişiliğine saygı duyduğumuzu davranışlarımızla da göstermeliyiz. Arkadaşlarıyla ilişkilerini desteklemeli, öz değerini oluşturduğu bu dönemde kendisinden hoşnut bir birey olabilmesi için eleştirmekten ziyade onu olduğu haliyle sevdiğimizi ifade etmeliyiz.

Orta Ergenlik ya da “ben ben ben” dönemi
Duygusal özellikler

 
Bilişsel gelişim

 
Fiziksel değişim

Biz nasıl davranmalıyız?
Bir birey olarak fikrini almalı, fikirlerine değer vermeliyiz. İlgi alanlarını ve seçimlerini desteklemeliyiz. Karşı cinsle ilişkisi konusunda, onun isteği doğrultusunda, bilinçlendirmeliyiz.
 
Geç Ergenlik ya da “bu toplumda ben de varım” dönemi
Duygusal özellikler

 
Bilişsel gelişim

 
Fiziksel değişim

Biz nasıl davranmalıyız?
Geleceği hakkındaki düşünceleri hakkında sohbet edebilir, destek beklediği durumlarda onu fikirlerine müdahale etmeden ama kararlarının artılarını ve eksilerini belirterek yardımcı olabiliriz. Unutmayın ergenler, çocuğun büyüğü yetişkinin küçüğü değildir.
 
Kaynaklar:

Elgiz Henden kimdir?
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunu olan Elgiz Henden, 8 yıl akademisyenlik, 12 yıl öğretmenlik ve eğitmenlik hayatında öğrencilerine nasıl daha faydalı olurum arayışıyla farklı eğitimler almış ve gençlere, öğrencilere koçluk yapmaya başlamıştır.
2007'den beri eğitim kurumlarının koçluk ihtiyaçlarını karşılamak için eğitimler vermektedir. 2012-2014 döneminde Uluslararası Koçluk Federasyonu (ICF)'in Türkiye şubesinde yönetim kurulu üyeliği yapmıştır. ICF'in onayladığı “Eğitim ve Öğrenci Koçluğu”, “Dikkat Eksikliği Hiperaktivete Koçluğu” “Anne Baba Koçluğu” sertifika programları düzenlemektedir.

Öğrencileriyle birlikte yazdığı “Başarabilirim Çünkü” adlı kitabın yazarıdır.
Son dönemde “kendine güvenen ergenler ve onları özgür bırakan anne babaların olduğu bir dünya” yaratmak için gençlere koçluk yapmakta, anne babalara ve öğretmenlere eğitimler ve seminerler vermektedir.

Exit mobile version