Sırrı Sezai ve Muammer Sacit, saplandıkları borç batağından kurtulmaya çalışan iki mirasyedi. Çıkış yollarındaki en büyük engelse varlıklı, yoksul ayırt etmeksizin insanların kanını emen tefeci İzidor Barzilay.

Kaybedilmiş büyük servetlerle sefalet dolu hayatların yan yana sergilendiği Hınç, Muammer Sacit’in intikam almaya karar vermesiyle entrikaların iç içe geçtiği bir romana dönüşür. Şaika, Rukiye, Melike ve Margarita üzere karakterlerin de bu entrikalara dahil olmasıyla karmaşık ve bir o kadar da merak uyandırıcı vakalar silsilesi başlar. Türk edebiyatında “kötücül” ya da “anti kahraman” olarak nitelendirilebilecek ve bu manada az görülen karakterleri barındırmasıyla da öne çıkan Hınç, hem lisan hem de yapı olarak son derece sürükleyici bir eser…

Mahmut Yesari’nin 5 Eylül-19 Aralık 1928 tarihleri ortasında Milliyet gazetesinde tefrika edilen bu romanı, 92 yıl sonra birinci kere günümüz okurlarıyla buluşuyor.

“Hınç, bugüne kadar okuduğum Mahmut Yesari romanları ortasında en ilgi çekicilerinden biri. Yesari külliyatının önemsediğim yapıtlarından Kırlangıçlar, Kalbimin Hatası, Yaşamaya Mahkûm, Bir Duşun Anısı ve Keskin Sirke üzere paranın ve şehvetin karar sürdüğü sevgisiz, aşksız, karanlık bir dünyadan sesleniyor bize.

Cazipliği büyük oranda tematik. Edebiyatımızdaki mirasyedi veya züppe temsilleri bugüne kadar çeşitli çalışmalara mevzu edilmişti. Umarım bundan sonra bu çalışmalara Hınç da dâhil edilecek. Bu roman sayesinde geç Osmanlı ve erken Cumhuriyet devirlerinde tefecilerin, sarrafların eline düşen zadegânların suzişli sergüzeştlerine dair de daha fazla şey biliyoruz artık.”

Hibya Haber Ajansı

About Post Author

HaberSeçimiNet sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin