Hemen her kanser türünde olduğu gibi akciğer kanserinde de erken tanı hastanın hayatını kurtaracak en önemli unsurdur. Akciğer kanseri bu dönemde akciğerlerde ağrı hissi olmadığı için genellikle herhangi bir belirti vermez. Bu sebeple sigara öyküsü olan 55 yaş üzerinde olan kişilerin tarama amaçlı bilgisayarlı tomografi ile takip edilmeleri gerekir. Çünkü ancak bu çekimler sonucunda birinci evre akciğer kanseri tespit edilebilir. 

 2-3 cm’lik kesi ile cerrahi operasyon

Kanser akciğerde sınırlı, 5 cm’den küçük ise ve lenf bezleri veya farklı organlarda tutulum yoksa “Evre 1” olarak tanımlanır. Bu evredeki hastalar kapalı yöntemler ile ameliyat edilir. 2-3 cm’lik bir kesi ve 1 cm’lik bir veya iki kesi ile yapılan bu ameliyatlarda hastalar ortalama 5-6 gün hastanede kaldıktan sonra taburcu olur ve 2 hafta içinde de normal hayatına dönebiliyorlar. 

Erken evrede tedavi şansı yüzde 80

Akciğer kanseri erken evrede teşhis edilip cerrahi müdahalede bulunulduğunda sonuçlar uzun dönem yüz güldürücü oluyor. Ameliyatta alınan dokuların patoloji tarafından tam olarak incelenmesinin ardından hastalar çoğu zaman kemoterapi ve radyoterapiye gerek olmaksızın sadece belli aralıklarla kontrolleri yapılarak hayatlarına devam ediyorlar. Erken evrede yakalanmış kanser olgularında hastalıktan tamamen kurtulma şansı %70-80’ler iken 1 cm’den küçük olgularda bu oran %90’a çıkabiliyor. 

Lokal ileri evrede de cerrahi bazen ilk seçenek olabilir

Bununla birlikte lokal ileri evre dediğimiz özel bir grup da bulunuyor. Bu heterojen gruptaki pek çok hastada cerrahi müdahale, iyileşmeyi sağlamak için multidisipliner tedavinin çok önemli bir parçası oluyor. Bu hastalarda cerrahinin yanı sıra radyoterapi veya kemoterapinin eklenmesi hastalara ek yararlar sağlayabildiği için multimodal tedavi olarak adlandırılıyor. Yalnız bu gruptaki hastalarda cerrahi ve diğer tedavi şekillerinin optimal sıralaması ve nasıl uygulanması gerektiği olgudan olguya değişebiliyor. Kimi hastalarda önce kemoterapi veya radyoterapi uygulanması gerekirken, bazı hastalarda cerrahiyi ilk sıraya almak gerekebiliyor. Bu sebeple her hastanın tedavi şekli, hastanın kalp, solunum kapasitesi, yaş gibi özelliklerine, lezyonun yerine, büyüklüğüne, bir damar veya organı tutma durumuna veya lenf nodlarının tutulumuna göre değişiyor. Bu doğrultuda her hastanın optimal tedavi yöntemi konseylerde olguya özel belirleniyor.

Hibya Haber Ajansı

%d blogcu bunu beğendi: