
Teknik direktör Francesco Farioli takıma bir kimlik kazandırdı. Adeta bir ahtapot kollarından oluşan 11 oyuncudan Biglia ahtapotun beynini temsil ediyor gibiydi. Diğerleri ise mümkün olduğunca yakın, bol bol pas yapıp topa sahip oluyor ve oyunun ritmini kendileri belirlemeye çalışıyordu. Buraya kadar her şey aynı Guardiola’nın Tiki Taka’sını andırıyor, haklısınız. Zira o dönem Barcelona takımı iç saha maçlarında yüzde 70 topa sahip olma oranıyla oynuyorken bu sezon Fatih Karagümrük de yaklaşık yüzde 65 oranıyla oynuyor ve isabetli şut yüzdesi ligin zirvesinde olan takımlardan.
Farioli oyuncularını bu sisteme o kadar inandırdı ki; uzun zamandır suskun, bir dönemin yıldızı Emre Mor’u bile saha içinde istekli, heyecanlı görmek hepimizi mutlu etti. Ancak klişe olacak ama lig uzun bir maraton. Sakatlık, cezalı oyuncu her takımın tadacağı acı gerçekler. Farioli de bunlardan nasibini aldı. Herhalde son kaybetmek isteyeceği oyuncusu Biglia bir kaç hafta sahadan uzak kalınca ana beyni olmayan sistemin arıza çıkaracağını düşündük. Ama Farioli öyle düşünmedi ve oyun planında ısrarcı oldu. Burak’ı yarım 6 numara gibi oynattı, verim de aldı.
Şimdi buraya kadar her şey güzel gözüküyor. Ama haftalar ilerledikçe ve rakipler Farioli’nin oyununu deşifre ettikçe işler zorlaştı. Son olarak bu hafta iç sahada Konyaspor’dan dört gol yediler ve mağlup oldular. İlhan Palut da ligin genç, sisteme ve rakibe kafa yoran teknik adamlarından. Yaptığı pasların büyük bölümünü kendi yarı sahasında yapan Fatih Karagümrük karşısında, Konyaspor ceza sahasına beş kişiyle baskıya gidip merkezi açmaktansa, ikinci bölgede kompakt bir şekilde durup Fatih Karagümrük’ün merkeze kadar gelmesine müsaade etti. Burada yaptığı baskıyla da öne çıkan savunmanın arkasını rahatlıkla kullandı. Elinizde Xavi-Iniesta orta sahası yoksa eğer planınızın bu kadar kolay deşifre olup kendi silahınızla vurulmanız aslında bu kadar basit.
Beinsports TR

