Mescid-i Aksa, Ramazan ayının 28’inde büyük bir tehlikeyle karşı karşıya. Tapınak grupları, “Kudüs Günü”nde (İbrani takvimde Kudüs’ün işgal edildiği gün) Mescid-i Aksa’ya daha önce görülmemiş bir baskın için hazırlık çağrısında bulunuyor.

Baskın için toplantı organize ettiler

Tapınak grupları, 28 Ramazan’a denk gelen (10.05.2021) Pazartesi günü “Kudüs Günü’nde” (Yom Yerushalayim) yapılması planlanan baskında, binlerce Yahudi’nin Aksa’ya baskınlarının nasıl organize edileceğini değerlendirdiler. Bu değerlendirmeyi ise gençlik örgütleri ve dini okullarla baskından 35 gün önce Kudüs’ün batısında bulunan Yafa Caddesinde Jerusalem Gold Otelinde bir hazırlık toplantısı yaparak sağladılar. Baskından önce ilk defa böyle bir hazırlık toplantısı yapıldı. “Kutsallarını kurtarma yolunda ve İsrail halkının Tapınak dağına dönüşünde önemli bir adım” çağrısı yapan Tapınak Grupları, 28 Ramazan’da mübarek Mescid-i Aksa’ya yapmaya planladıkları baskını bundan sonra Aksa’ya yapılacak baskınlarda bir dönüm noktası olarak görmektedir.

Planlanan bu baskın Mescid-i Aksa’ya karşı çeşitli saldırı yollarının önünü açabilir. Bugün Şabat’ı (Cumartesi gününü) sadece Yahudiler için ayrılmış kutsal bir gün olarak tahsis etmek için dört gözle bekledikleri Mescid-i Aksa’nın zamansal bölünmesinin, Bab-ür Rahme Mescidi ve mescidin doğu tarafının alınarak Aksa’nın mekansal bölünmesinin, Aksa’da tüm Yahudi ritüellerinin ve ibadetlerinin yerine getirilerek tapınağın manevi olarak kurulmasının ve fiziksel bir tapınağın kurulmasının önünü açabilir.

Bu günlerde, tapınak grupları son seçimlerde kazandıkları ivmeden yararlanmaya çalışmaktadır. İsrail art arda başarısız dört seçim geçirdi ve seçimlerde aşırı-sağcı grupların sayılarında artış oldu. Nitekim en radikal liderlerinden yedisi Knesset’te (İsrail’in yasama organı) sandalye kazandı ve şu an mecliste yaklaşık 17 destekçileri var.

Bu Ramazan öncekiler gibi olmadı

Kudüs şehri ve Mescid-i Aksa bu arka planla tüm sene beklenen ve işgal devletinin zulmünün kısmen duraksadığı Ramazan ayına girdi. Ancak bu Ramazan başka bir tecrübeye sahiptiler; Ramazan ayının başından itibaren Kudüslüler ve Mescid-i Aksa, çeşitli baskı ve ayaklanmalarla karşı karşıya kaldı.

Aksa’nın minare hoparlörünün ses telleri kesildi

İşgal devleti İsrail, Ramazan ayının ilk günü Burak duvarı meydanında kutlanan “Bağımsızlık/ Zafer” bayramı kutlamalarını rahatsız etmemesi için Mescid-i Aksa’nın minare hoparlörünün ses tellerini kesti. Böylece işgal devleti genelde Kudüs ve özelde Aksa’da, Müslüman ve Yahudi özel günlerinin çakıştığı takvimde, Yahudi önceliğini ve sembollerini önceleme girişimini tekrardan göstermiş oldu. 28 Ramazan’da yapılması planlanan büyük baskının arka planında da bu düşünce vardır.

İbadetler engellendi

Ramazan ayında olan diğer gelişmelere bakacak olursak, bunların başında her Ramazan ayında perşembeyi cumaya bağlayan gecede itikafa giren Müslümanların bu sene Aksa’da itikafa girmesine izin verilmemesi geliyor. Müslümanlar ancak ramazan ayının üçüncü perşembe gecesi Aksa’da itikafa girebildiler. Ayrıca bu süre zarfında Ramazan ayının özellikle en kalabalık cemaatin olduğu cuma günü, bunu engellemek için çeşitli şartlar getirildi ve Batı Şeria’dan sadece on bin kişinin Kudüs’e girebileceği, aynı zamanda aşı yaptırdığına dair belgelerin olması talep edildi.

Şam kapısı meydanı bariyerlerle kaplandı

Mescid-i Aksa’da olaylar böyle ilerlerken İşgal kuvvetleri Ramazan’ın başında Eski Şehrin en önemli kapısı ve Müslümanların özellikle Ramazan aylarında toplanma noktası olan Şam/ Amud kapısı meydanına bariyerler koyarak Kudüslülerin merdivenlerde oturması ve bu meydanda toplanmasını engellemeye çalıştı.

Baskı, dayak, tutuklama, yaralama…

Kudüslü gençler bu durumun sıradan merdiven kapatma olayından çok daha fazlası olduğunu anlayınca gruplar halinde Şam kapısında toplandılar. Gençleri gören işgal devleti gücünü göstermek adına meydana askerlerini yığdı. Atlı askerler ve Toma aracı da meydanlara çoktan getirilmişti. Gençlerin meydanlarda mücadelesi sürerken başkanlığını Siyonist Bentzi Gopstein’in yaptığı ve üyeleri arasında Siyonist Avukat Itamar Ben Gvir gibi bir dizi radikal Siyonistin bulunduğu Radikal Lehava örgütü bir video yayınlayarak üyelerini 22 Nisan Perşembe günü meydanlara çağırdı. Bu çağrıdan sonra olaylar iyice kızıştı ve Kudüslüler de daha kalabalık gruplar halinde meydanlara indiler. O gün çatışmalar, Şam kapısından Sahira kapısına, Sultan Süleyman Caddesinin yanı sıra Musrara mahallesine kadar uzandı. Baskı, dayak, tutuklama, yaralama, tazyikli su ve atlı birliklere rağmen işgal polisi, durumu yaklaşık 4 saat kontrol altına alamadı.

Kudüslü gençlerin zaferi

İşgal kuvvetlerinin tüm gücüyle savunmasız gençlere yaptıkları ve gençlerin haklı direnişleri görülünce, Filistin’in başka şehirlerinden ve komşu devletlerden destek mesajları geldi ve yürüyüşler yapıldı. Bu destekler ve Kudüslü gençlerin on iki – on üç günlük mücadelesi sonucunda İşgal devleti geri adım atmak zorunda kaldı ve Şam kapısına koyduğu bariyerleri kaldırdı.

Şam kapısında kazanılan zafer Tapınak gruplarını rahatsız etti. Bu olaydan sonra Eski Şehir ve Mescid-i Aksa’da Müslümanları kışkırtıcı hamlelerde bulundular. Bu hamlelerden birisi Ramazan ayında çıkarttıkları Aksa’ya yiyecek ve içecekle girmelerine izin veren belgedir. Daha önce işgal polisi himayesinde Mescid-i Aksa’ya yaptıkları baskında yasak olan yeme içmeyi bu şekilde kaldırdılar ve Aksa’da bulunan sebillerden su içtiler.

Zaferi sindiremeyip hırslandılar

Şam kapısı zaferi bazı Radikal Siyonistleri de şok etmişti. Örneğin Tapınak Dağına Dönüş örgütünden Siyonist Eliezer Broyar 23 Nisan Cuma günü Aksa’da namaz kılan Müslümanların fotoğrafını paylaşarak “Şimdi onları [Müslümanları] oradan (Aksa’dan) çıkartıp oranın tam kontrol altına alınmasının zamanı gelmiştir” şeklinde bir tweet attı.

Baskına aileyle katılma çağrısı, her gün basılan afişler…

Bütün bu yaşananlardan sonra Tapınak Grupları gözlerini 28 Ramazan’da yapmayı planladıkları baskına çevirdiler. “Kalabalık ne kadar çoksa, Mescid-i Aksa’daki hakimiyet o kadar fazla” Tapınak grupları bu netlikle yaklaşık iki bin kişinin katıldığını iddia ettikleri 2019 yılındaki baskında neler yaptıklarını üyelerine hatırlatarak yapılacak baskına aileleriyle katılmalarının çağrısında bulundular. 2019’da yaşananları hatırlayacak olursak, bu gruplar 02.06.2019’da Mescid-i Aksa’ya büyük bir baskın düzenlediklerinde işgal güçleri Kıble Mescid’nin içine ses bombası atmış ve murabıtlardan (Aksa’yı koruyan nöbetçiler) yaralananlar olmuştu. Bu gruplar şu an her gün geri sayım afişleriyle baskın için tüm gücüyle çalışıyorlar.

“Şimdi ne yapılması gerektiği belli”

26 Nisan’da baskına 14 gün kaldı hatırlatmasını geçerken İşgal devletinin üniversitelerinin çoğunda bulunan Im tirtzu öğrenci teşkilatı da Tapınak Öğrencileri grubu ile işbirliği içinde o gün Mescid-i Aksa’ya baskın yapmak için hazırlandığını ifade etti. Aynı gün Tapınak gruplarının sözcüsü Asaf Farid, Ramazan ayının 28’inde yapılması planlanan baskınla ilgili olarak meydan okumada bulundu ve tehditkar bir dille: “Hamas, Yahudilerden Tapınak Dağı’na gitmemelerini istiyor. Şimdi ne yapılması gerektiği belli.” ifadesini kullandı.

Önceki baskınlara atıf yaparak teşvik

Sadece iki gün sonra Tapınak Mirası Vakfı’nın müdürü Tom Nisani, Kan 11 kanalı ile yaptığı röportajda radikal grupların Ramazan’ın 28’inde Mescid-i Aksa’ya büyük bir baskın yapmak için yürüttükleri kampanyayı duyurdu ve yerleşimcilerden Ramazan’ın 28’ine denk gelen “Kudüs Günü”nde kalabalık gruplar halinde Mescid-i Aksa’ya baskın yapmalarını istedi. Onlara, polislerin korumasıyla Aksa’da milli marşlarını söyledikleri 2017 senesini hatırlatarak o gün, onları Mescid-i Aksa’nın içersinde Siyonist milli marşı “Hatikvah”ı söylemeye teşvik etti.

Durmaksızın çalışıyorlar

Bir sonraki gün ise Tapınak örgütleri sözcüsü Asaf Farid, “Binlerce kişi toplanırsak Araplar kazanamayacak”,“Araplar Şam Kapısı’ndaki zaferiyle sarhoş oldular, ancak gerçekte kazanamadılar.”, “Netanyahu onların karşısında geri adım attı. Ancak binlerce kişi Kudüs Günü’nde Tapınak Dağı’nda toplanırsa Müslümanlar bir daha kazanamayacaklar”, “Sinagoglarda, dini okullarda her yerde davetiyeler dağıtın, aile üyelerinize ve iş arkadaşlarınıza anlatın… Bunu yayın ve baskının binlerce kişiye ulaşmasını sağlayın… Tapınak Dağı’nı Araplardan geri alana kadar ve Tapınak Dağı’nın bizim elimizde olduğunu kanıtlayana kadar!..” şeklinde ifadeler kullanarak 10 Mayıs’ta yapılmak istenen baskın için çağrı yapıldı.

1967’deki işgale gönderme

Tapınak Dağına Dönüş Hareketi de Yahudilere 28 Ramazan’da Mescid-i Aksa’yı toplu olarak baskın yapma ve “Tapınak Dağı bizim elimizde” diye sloganlar atma davetini yineledi. (1967’de mübarek Mescid-i Aksa baskın ve işgali sırasında işgal askerleri bu şekilde bağırmıştı.)

Radikal tapınak gruplarının üst düzey ve büyük etkiye sahip hahamları da 28 Ramazan’da Mescid-i Aksa’ya baskın için çağrı gerçekleştirdi. El-Halil’deki Kiryat Arba yerleşiminden Haham Dov Lior ve Safad Din Okulu hahamlarından Eyal Yaqubovitch 28 Ramazan’da Mescid-i Aksa’ya baskın yapmaları için takipçilerine bir çağrıda bulundular ve baskına aileleriyle katılmalarını istediler.

Bu gelişmelerle Ramazan’ın son on gününe girilmiş oldu. Mescid-i Aksa’nın Ramazan ayının son on gününde Siyonistlerin baskınlarına kapalı olması gerekirken bu gruplar 2 Mayıs Pazar günü Mescid-i Aksa’ya girdiler.

“Şimdilik” girişler kapatıldı

Tapınak Örgütleri Birliği Yönetim Kurulu üyesi Siyonist Arnon Segal, Mescid-i Aksa’nın Salı (04.05.2021) gününden itibaren Yahudilere kapatıldığını duyurdu. Tapınak örgütlerinden gelen bilgiye göre bu kapatmanın işgal polisi ve radikal tapınak grupları arasındaki anlaşma sonucu olduğu ve 28 Ramazan’a denk gelen “Kudüs Günü” vesilesiyle yapılacak büyük baskınlarla tekrardan açılacağı söylendi. Bu nedenle tapınak grupları o gün mescide baskın yapmak isteyenlerin isimlerini toplamaya başladı.

Tapınak grupları, mübarek Mescid-i Aksa’nın “Kudüs Günü’nde 07:00 -11:00 saatleri arasında Yahudilere açık olacağını” büyük bir özgüvenle takipçilerine duyurdu.

İlk kez Ramazan ayında böyle bir olay gerçekleşecek

Radikal gruplar 28 Ramazan sabahı Mescid-i Aksa’da aleni bir şekilde ibadetlerinin yapıldığı büyük bir baskını planlamak için tüm çabalarını ortaya koydu ve böylece çok sayıda radikal grupların üst düzey hahamlarının ve liderlerinin Meğaribe Kapısı’nda bekleyeceklerini duyurdu. Tapınak grupları o gün Aksa’ya -ilk kez Ramazan ayında- aleni, toplu bir şekilde ve dualar eşliğinde en büyük baskınlarından birini gerçekleştirme sözünü verdi.

Planlanan bu saldırılara şu isimler önderlik edecektir:

Haham Yisrael Ariel: Tapınak Gruplarının kurucularından biri ve Üçüncü Tapınak Enstitüsü’nün başkanı.
Haham Chaim Ozer: Migdal Tevrat Okulu Başkanı.
Haham Menachem Makover: Tapınak için tanıtım videoları ve şarkılar yayınlayan Orano Beninou Örgütü Başkanı.
Haham Hebron Shilo: Yeshivat Otniel Erkek Din Lisesi Başkanı.
Haham Itai Elitzur: Tapınak Enstitüsü ve Erz Hukuk Enstitüsü’nde araştırmacı.
Haham Eliyahu Weber: Mescid-i Aksa’da olduğu iddia edilen Tapınak Dağı Dini Okulu’nun başkanı.
Haham Elisha Wolfson: Hesedar Dini Okulu’nun Tapınak ve Hahamları üzerine kitapların yazarı.
Uri Ariel: Eski Tarım Bakanı.
Michael Ben Ari: Eski Knesset üyesi ve Aşırı sağcı Yahudi Gücü partisinin lideri.
Profesör Hillel Weiss: Bar-Ilan Üniversitesi’nden ve Tapınak için Yedi Millet Federasyonu’nun kurucusu.
Yisrael Medad ve Yehuda Etzion: 1970’ler ve 1980’lerde Mescid-i Aksa’ya ilk baskınları yapan ve Kubbetüs Sahra’nın bombalanmasının planlanmasına dahil olanlar arasında.

4 Mayıs günü yani baskına 6 gün kala, Radikal Tapınak grupları bugün 28 Ramazan’da Aksa’ya yapmayı planladıkları baskına yönelik programları ile ilgili aşağıdaki posteri yayınladılar.

Aksa’ya iki bin yerleşimci getirmeyi hedefliyorlar

İçerisinde Ramazan ayında Aksa’ya girmek ve aleni ibadetler ile 2.000 yerleşimciyi mescide getirmek gibi stratejik hedefleri bulunmakta.

Bu afişle ilgili çarpıcı olan şey, sözde tapınaklarını inşa etme lehine dönüm noktalarını belirtmesidir:

1-1917’de atılan ilk adım: Balfour Deklarasyonu
2-1948’de İşgal devletinin kuruluşu
3- 1967’de mübarek Mescid-i Aksa’nın işgali.
4- 2017’de Kudüs Günü’nde Aksa’ya 1000 yerleşimciyle düzenlenen baskın
5- 2018’de Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması
6- Bu yıl Aksa’ya 2000 yerleşimciyle 28 Ramazan’a denk gelen sözde Kudüs Günü’nde baskın yapma girişimleri.

Üstelik bu hedefleri için mescide sadece sabah değil, öğleden sonra da baskın yapmayı planlıyorlar. Durum ortada… Onlar bunu sıradan bir baskın olarak değil, Balfour Deklarasyonu, İsrail’in kuruluşu, Aksa’nın ve Kudüs’ün doğusunun işgali ile eşit olan işgal tarihinde bir dönüm noktası olarak görüyorlar.

Mesajın farkında mıyız?

Bir Yeni Şafak haberine göre bildirildi.

About Post Author

HaberSeçimiNet sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin